Karanlığa💥 Sövmek Veya IŞIK 🕯kaynağı OLMAK !

Amerika kıtasının bir köşesinde bayram namazın akabinde etrafımızda farklı ülkelerden gelmiş güzel insanlarla bayramlaştıktan sonra karaciğerlerinden ağır ameliyat geçirip komadan çıkan Avrupa birliği ülkelerindeki arkadaşıma hem geçmiş olsun diyeyim hem de bayramını tebrik edeyim dedim…

—- Hayırlı bayramlar uşağuuuuummmm geçmiş olsun naaabıyonnn be yaaaaa!!!!

Telefondaki mahzun ses : ” Eşim Türkiye’de hapisten çıktı diye sevinirken ortanca kızım yaşadığı ağır travma ve zorluklar sonunda;

— ” * BEN ARTIK İNANMIYORUUUMMMM…. İYİ İNSANLARIN BAŞINA BU KADAR BELA SIKINTI ÇOOOKK … BİZİM SESİMİZİ DUYDUĞUNU İDDİA ETTİĞİNİZ GÖKLERDEN BİR CEVAP VEREN DE YOK…!!! * diye isyan ediyor.. ”

Baba hüzünlü ve dertli bitkin….: ” Bu hale sebep olanlara lanet olsun… Kızım ataist oldu…. EYVAAAH!!!… NE YAPAYIM BEN… ” diye haykırınca; aslında nasihate ve dost desteğine herkesten çok muhtaç olan bu garip; aziz dostuma Konfüçyüs’ün sözüyle kızına yaklaşmasını tavsiye ettim.

Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise; insan da acı çekmeden olgunlaşmaz. ” ( 1 )

Dostuma hitaben: “Merak etme hayırhahım… Kızının içinde bir tohum var vakti gelince seni de beni de geçer İnşaallah… İbrahim ( As ) misali bir bürhan arar kalbinin mutmain olmasını ister ….

Hani bir zamanlar İbrahim (As): “Ey Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster.” demişti. Allah ( Cc): “İnanmıyor musun?” deyince; İbrahim (As) : “Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum.” dedi. Allah (Cc): “Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, koşarak sana gelecekler.” dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren’dir.

وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَى وَلَكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِي قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلَى كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَاعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Yüce Mevlam! Bu sıkıntılarla yoğrulan, hayatı, insanları iyi tanıyan yavrularımızı daha kuvvetli daha entelektüel boyutta yer yüzü mirasçıları kılacaktır diye ümit ve temennimiz….

— ” Bakara Süresi 260. Ayet misali gibi İbrahim ( As ) sünnetine ittiba ederek tasavvufta naz makamı diye tarif edilen yönüyle bir birhan beklemektedir yavrucak… ” deyince …. Arkadaşım derin bir iç çekip rahatladı… Bir gönlü rahatlatmanın verdiği huzurla işyerime doğru yola koyuldum.

Elimde çifte kavrulmuş Antep fıstıklı Türk lokumu ile çalıştığım restauranta girerken : Türk çalışanlara Türkçe olarak; Brezilya, Flipinler, İtalya, Macaristan, Brezilya gibi ülkelerden çalışanlara da İngilizce olarak!!! Hi Everybody….
” Bu Bayram herkes için güzelliklere vesile olsun. Ailemden dostlarımdan ayrı buruk olsam da sizlerle bu burukluğu gidermeye çalışıyorum… Bayram namazı çıkışında Türk ürünlerinin satıldığı markete uğrayıp; ” Tatlı yiyip tatlı konuşalım…” deyiminde olduğu gibi bu özel günü sizinle tatlılandırmak için size özel lokum aldıımmmm…” diye girişte pozitif enerji ve sinerji vermek istedim tüm mesai arkadaşlarıma….

Trakya yiğidi mert arkadaşım : “—Bıraktım, bıraktıııım!!! Ak görünüp İslam dininden kendi isteklerine göre fetva çıkarıp ceplerini dolduran din simsarları yüzünden bıraktım ….
Amerika kıtasına ilk geldiğim zamanlar hiç kaçırmadan bayram ve Cuma namazlarına gidiyordum… İkiyüzlüler nefret ettirdiler Bıraktım….!!! ” deyince kendisine :

Kimi zaman sahibi bilinmeyen bir özdeyiş olarak paylaşılan, kimi zaman da Carl Sagan, Peter Benenson, Andre Gide, Konfüçyüs, Eleanor Roosevelt, John F. Kennedy gibi ülkemizde yaygın şekilde bilinen ve ülkemizde pek de ün sahibi olmayan William L. Watkinson, E. Pomeroy Cutler, James Keller, Oliver Wendell Holmes ve Adlai Stevenson gibi isimlere atfedilen bir Söz var….
İngilizce aslından

: “It is better to light a candle than to curse the darkness“ (2)

Türkçemize çeviri yoluyla kazandırılan bu sözün farklı versiyonlarda:

—-“Karanlığa Küfretmektense Bir Mum Yakmak Yeğdir“
“Karanlığa Sövmektense Bir Mum Yakmak Yeğdir“
—-“Karanlığı Lanetlemektense Bir Mum Yakmak Daha İyidir“
—-“Karanlığı Lanetlemektense, Bir Mum Yakmalıyız“
—-“Karanlığa Küfredeceğine Bir Mum Yak“
—-“Karanlığa Küfretmektense, Bir Küçük Işık Yakın, Daha İyi Edersiniz“

Bize bu yıkım zamanı birçok vazife düşüyor….. ÇİFTE KAZANÇLIYIZ ÇÜNKÜ….
بَدَأَ الإِسْلاَمُ غَرِيبًا ، وَسَيَعُودُ غَرِيبًا ، فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ.

Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

“İslâm garip olarak başladı (gariplerle temsil edildi) ve bir gün başladığı gibi yeniden bir gurbet dönemi yaşayacaktır. Herkesin bozgunculuk yaptığı dönemde, imar ve ıslah hamlelerini sürdüren gariplere müjdeler olsun!” (Müslim, İman/232; Tirmizî, İman/13)

Son asrın Tefsir Üstadı Nur Müellifi: “Asırlardan beri rehnedar olan bir kaleyi tamir ediyoruz” diyor. Burada esasen bize bir mesaj gönderiyor: Tahrip çok kolaydır. Asırlardan beri tahrip edilmiş bir kaleyi tamir çok daha zordur. Hemen böyle bir hamlede, bir nefhada tamir edemezsiniz.

Dolayısıyla da biraz da günümüzün mülahazaları çerçevesinde bakmak gerekirse:

“Dinamik gücü, idare gücünü elde edince hemen tepeden bir kısım meseleleri dikte ederiz, bu toplum hizaya gelir, düzelir” mülahazaları mümkün değil! Dipten olmayan hiçbir hareketin gelecek adına istikbal vaat etmesi mümkün değildir. Her şeyin temelden ele alınması lazım, dipten ele alınması lazım. Tamir odur. Yoksa sadece siz bir kısım menfaatlere, çıkarlara matuf kendi istikbalinizi garantilemiş, bazı şeyleri dayatmak suretiyle insanları askerî ve idârî bir hizaya gelme gibi hizaya getirmiş olabilirsiniz. Sağdan hizaya gel deyince hizaya gelmeyen alır ağzının payını! Hizaya gel derler, gelirsiniz. Fakat bu bir imar değildir esasen. Bir ihya, bir ba’sü ba’de’l-mevt değildir. O ba’sü ba’de’l-mevt; dini temel disiplinleriyle, temel dinamikleriyle hem duyma hem onun felsefesini bilme hem de tabiatına mal etme, kendinin bir derinliği haline getirme, bir yönüyle Sahabileşme yoludur…

Ama sahabileşme yolunu değil de Yezitleşme yolunu örnek alanlara karşı Hz. Hüseyin ( Ra) yiğitliği …. Haccac Zalim usulünü benimseyenlere karşı Büyük alim Hasan Basri feraset yolunu seçmek lazım….

Bu açıdan tamir çok zordur. Şimdi insanlar böyle çok zor olan bir şeyle karşı karşıya. Tabi bu riskli bir şey ama bir şey ne kadar riskli ise o kadar da aynı zamanda onun avantajları vardır.

Mecelle disiplinlerinden

بحبس المفروم المغنم

“bi-hasebi’l-mağrem el-mağnem” Cereme ölçüsünde ganimet söz konusudur. * Ne kadar zor olursa işin alacağın mükafat ölçüsü de i kadar çoktur…. *Ne kadar risk alıyorsanız aynı zamanda o kadar da ganimetten size pay verilir, Nezd-i Uluhiyette, Nezd-i Nebevide, nazar-ı tarihte, nazar-ı nesl-i âtide. ( 3 )

İstiklal Şairimiz de dini istismar edenlerden dert yanar…:

Sofuluk satıyorsun, elinde boy boy tesbih

Çevrende dalkavuklar; tapınır gibi, la-teşbih!

Sarık cübbe ve şalvar; hepsi istismar, riya

Şekil yönünden sanki; Ömer’in devri, güya!

Herkes namaz oruçta; hepsi sözünü dinler

Zikir Kur’an sesinden, yerler ve gökler inler!

Ha bu din, iman, takva; inan ki hepsi yalan

Sen onları kendine taptırısın vesselam!

Derdin davan sadece, hep nefsi saltanatın

Şimdilik putu sensin, tapılan menfaatın!

Hey kukla kafalı adam, dinle sözümü tut

Bunların dilinde Hak; ama kalbi dolu put! (4)

Ama!!! Kötü örnekler bize rehber olamaz…. Güzelliklerden vazgeçmemeli bilakis daha azimli hareket etmeliyiz …

Mecelle tefekkürünün Cumhuriyete miras bıraktığı hukuk isabetleri vardır. Doğruyu ve gerçeği içermeyen yöntem için “sui misal emsal olmaz“ der geçeriz.

Kavramın Türkçesi açıktır: Kötü örnek, karara vesile olmaz… Yani kötü bir örnek, örnek olarak alınmaz.

Bize 2 tür vazife düşüyor arkadaşım! ÇİFTE KAZANÇ

1) İYİLİĞE ÖRNEK OLMAK

2) KÖTÜ ÖRNEKLERİ BERTARAF EDİP ” GARİPLER ” müjdesine nail OLMAK…

İstiklal Şairimizin sözüyle bitirelim:
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’
Davransana… Eller de senin, baş da senindir! (5)

Kaynaklar:

1) https://www.google.com/amp/s/m.sabah.com.tr/yazarlar/ilicak/2012/09/02/konfucyusten-nasihatler/amp

2) https://www.malumatfurus.org/karanliga-lanet-okumaktansa-bir-mum-yakmak-yegdir-sozu-kime-ait/

3) 20 Haziran 2013 Herkülnağme

4) Safahat Mehmet Akif Ersoy

5) 14 Mart 1913 Safahat Mehmet Akif Ersoy

Elimizde Işık Huzmeleriyle…
Günde kaç defa kuvvetin O’na ait olduğunu dillendiriyor; Efendimiz’in bir cennet hazinesi olarak beyan buyurduğu

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” ikrarıyla soluklanıyoruz. تبرأنا من حولنا وقوتنا والتجأنا إلى حولك وقوتك يا رحمان

(Teberra’nâ min havlinâ ve kuvvetinâ / Veltece’nâ ilâ havlike ve kuvvetike Yâ Rahmân!) diyor ve bununla şu manaları kastediyoruz: Varsa bütün güç ve kuvvetimiz Senin havlin, evirip çevirmen, yoluna koyman, bir yere sevk etmen sayesindedir. O kudret-i kâhiren ile yaptığın şeyleri Senden başka hiç kimse yapamaz. Yok hükmünde, gölge hükmünde, gölgenin gölgesinin gölgesinin…. gölgesi hükmünde olan kendi havl ve kuvvetimizden teberri ediyoruz. Sa’y u gayretten geri durmuyoruz, şart-ı adi planındaki irademizin hakkını vermeye çalışıyoruz. Bununla beraber, Allahım, kendi havl ve kuvvetimizden fersah fersah uzaklaşıyoruz; Senin havl ve kuvvetine sığınıyoruz.

Madem Sen, “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı kenzün min künüzi’l-cenneh ( Cennet hazinelerinden bir hazine ) yapmışsın, biz de o cennet hazinesine teveccüh ediyor, her şeyi Senden bekliyoruz.

M. Fatih GEZER

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s